34.İstanbul Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken 12 Film



4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan 34. İstanbul Film Festivali, bu yıl da önemli filmleri seyirciler ile buluşturuyor. İstanbul’da Atlas, Beyoğlu, Rexx ve Feriye sinemalarında gösterilecek ve 200’ü aşkın filmin yer alacağı festival, sinemaseverleri yoğun tempoda film izlemeye davet ediyor. Mesele Dergisi olarak bu filmler arasından öne çıkan 12 filmi seçerek bir öneri listesi hazırladık. Herkese şimdiden iyi seyirler dileriz.

* Liste, alfabetik olarak sıralanmıştır.

1-  CitizenFour – Yönetmen: Laura Poitras

2015’in ödül canavarı olan bu belgesel, en son oscar’ı da aldı. “Citizenfour” rumuzlu Edward Snowden’i odağa yerleştiren belgesel,yapısı ile gerilim filmlerini aratmıyor. Devlet ve bireyler arasındaki ilişkiyi “olduğu gibi” gözler önüne seren CitizenFour kaçırılmaması gereken bir belgesel.

2- Far From The Madding Crowd – Yönetmen: Thomas Vinterberg

Danimarka sinemasının ünlü yönetmenlerinden Thomas Vinterberg’i, bir önceki filmi The Hunt (Jagten) ile çok sevmiştik. Son filmi ile ise Thomas Hardy’nin meşhur kitabını uyarlamaya soyunuyor. Ünlü oyuncuların göz kamaştıran oyunculukları ile yükselen film, oldukça başarılı bir dönem portresi çiziyor.

3-Im Keller – Yönetmen: Ulrich Seidl

Paradise üçlemesi ile sinema gündeminde uzunca yer edinen Ulrich Seidl seyircisi ile tartışmaya(!) devam ediyor. Im Keller, özel alanlara tam ortasından girerek tabuları yıkan yapısı ile gözlerimizle gördüklerimiz üzerinden zihnimizde yarattığımız imajlar bütününü talan ediyor. Belgesel ile kurmacanın dozunu muazzam ayarlayarak rahatsızlığımızı doruklara çıkarıyor.

4- Inherent Vice – Yönetmen: Paul Thomas Anderson

Amerika’nın gizemli kalemlerinden Thomas Pnchon’un eserinden uyarlanan Inherent Vice, Usta yönetmen Paul Thomas Anderson’un son filmi. Yapı olarak yönetmenin alışılageldik filmlerinden farklı olması ile göze çarpan film, bir dedektifin öyküsüne odaklanırken son yılların en farklı deneyimlerinden birini sunuyor.

5- It Follows – Yönetmen: David Robert Mitchell

Senenin en iyi korku filmini bizlere getiren Film Festivali “Geceyarısı Çılgınlığı” bölümü severlerin yüzünü yine güldürüyor. Yönetmenin ikinci filmi olan It Follows, korku film festivallerinin gözdesi, korku sineması fanlarının ise şimdiden kült mertebesine oturttuğu bir film. Gerek cinsel ilişki ile aktarılan bir lanetin peşine düşen hikayesi gerek ustaca eskiyle yeniyi harmanlayan rejisi ile kaçırılmaması gereken bir film.

6- Limonata – Yönetmen: Ali Atay

Türkiye Sineması’nın sevilen oyuncularından Ali Atay kamera arkasına geçerek incelikli bir yol hikayesi anlatmaya soyunuyor. Serkan Keskin’i baş rolde gördüğümüz film, birbirinden oldukça farklı iki kardeşin tutumları üzerinden sıcak bir mizah çıkarmasını iyi başarıyor. Çiçek Kahraman tarafından kurgusu tamamlanan film, festival sonrasında salonlarda da fırtına gibi eseceğe benziyor.

7- Lost River – Yönetmen: Ryan Gosling

Ryan Gosling için son yılların en gözde oyuncularından demek kesinlikle yanlış olmayacaktır. Yakışıklı oyuncu içerisinde bulunacağı projeleri daha bir titizlikle seçer hale geldi ve sonrasında da kamera önündeki başarısını kamera arkasında da deneme yolunu seçti. Son filmi Lost River ile izleyicilere emlak krizi üzerine, usta yönetmenlere göndermelerle dolu büyüleyici bir masal anlatısı sunuyor.

8- Sarmaşık – Yönetmen: Tolga Karaçelik

İlk filmi Gişe Memuru ile tanıdığımız yönetmenin son filmi, bu sene Sundance Film Festivali’nin ana yarışmasına kabul edilen 12 filmden biri olmasıyla oldukça ses getirdi. 6 Kişilik gemi mürettebatının günlerce süren yoğun yaşam mücadelesini anlatan film, hiyerarşi ve otorite üzerine oldukça düşündürücü bir yerde duruyor.

9- Taksi – Yönetmen: Jafar Panahi

İranlı usta yönetmen Jafar Panahi’nin son filmi bu yıl Berlin’den Altın Ayı ödülü ile döndü. Taksi üzerinden toplumsal çözümlemelere ulaşan filmde yönetmen taksinin şoförlüğünü bizzat yaparak insana ve hayatın tüm alanlarına nüfuz etme şansı buluyor. Derinlikli anlatısı ile öne çıkan film, her daim arkadaş sohbetlerinde yapılan “Taksici muhabbeti” söylemine farklı bir bakış açısı getiriyor.

10- The Duke of Burgundy  Yönetmen: Peter Strickland

Berberian Sound Studio filmi ile giallo severlere ziyafet sunan yönetmen, ayrıksı stilini devam ettiriyor. The Duke of Burgundy ile erotizm ve gerilimi aynı potada oldukça şık bir şekilde harmanlıyor. Damaklarda farklı tatlar bırakmayı seven yönetmen, güçlü sinematografisi ile karanlık bir içsel yolculuk vaad ediyor.

11-Victoria – Yönetmen: Sebastian Schipper

Tek planlı filmler her daim sinemanın büyüsü ile oynuyormuşuz gibi hissettirir ve kendine has bir izleyici kitlesine sahiptir. Ancak bu film, 140 dakikalık süresince gerçek zamanlı bir anlatı sunarak katmanlı bir hikaye ile bizleri karşı karşıya bırakıyor. Farklı bir soygun hikayesi ile karşılaşmak için bu filmi izlenecekler listenizin önemli bir yerine not etmenizi öneriyoruz.

12- While We´re Young – Yönetmen: Noah Baumbach

Frances Ha ile nerdeyse herkesi etkileyen yönetmen son filminde, aile ve insan ilişkilerini merkeze yerleştiriyor. İki çiftin aralarındaki ilişki üzerinden tansiyon yakalayan film ilk kez Toronto Film Festivali’nde gösterim şansı bulmuştu. Ben Stiller, Naomi Watts gibi ünlü isimleri de kadrosunda bulunduran yapım festivalin görülmesi gereken filmlerinden.

Comments are closed

Second Mother: Mesafenin Bağladıkları

Robin Williams’ı Anarken: Good Morning Vietnam

Mommy: İç Açıları Kestirilemeyen Bir İlişki Üçgeni

Filmekimi 2015’te Görülmesi Gereken 10 Film

Din ve Ölüm İlişkisine Kadın Gözüyle Bakmak: Peki Şimdi Nereye?

Battle Royale: Bugünkü Dersinizde En Yakın Arkadaşınızı Öldüreceksiniz

34.İstanbul Film Festivali’nde Kaçırılmaması Gereken 12 Film

Bir “Canavar Devlet” Panaroması Olarak Leviathan

Blade Runner Üzerine Bir Kent / Sinema Analizi

Çocuklarınızla İzleyebileceğiniz 8 Kısa Film